7 gün 2 şehir: Zambaklar Ülkesi Finlandiya

7 gün 2 şehir: Zambaklar Ülkesi Finlandiya

Eğitim sistemi, refah seviyesi, mutluluk endeksinde zirvelere oynamalar gibi bir takım örnek hareketler teşkil ederek gıpta ile bakılan zambaklar ülkesi Finlandiya, oldukça soğuk ve güzel bir ülke. Genel olarak kısa zamanda neler yapılabilir, kısıtlı zaman nasıl değerlendirilir bunlardan bahsedeceğiz. Karşınızda 7 gün 2 şehir: Zambaklar Ülkesi Finlandiya.

Finlandiya bildiğiniz üzere diğer ülkelere göre biraz daha soğuk.. Bu yüzden kış aylarındansa, bahar ve yaz aylarında gitmenizi tavsiye ederiz. Bizim tercihimiz Haziran oldu, hava yaklaşık 15-20 derece civarındaydı. Başkent Helsinki’den başlayarak Lappeenranta’ya uzanan tatilde bu ülkeyle ilgili söyleyeceğimiz en güzel şey hamur işleri! Munkki başta olmak üzere, tatlıları ve pratik olan yemekleri Fin mutfağını sevmemize sebep oldu. Mutfaklarından bir diğer ipucu ise, Geyik Eti! Evet, Finlandiyalı insanlar fiyatı pahalı olmasına rağmen geyik eti yemekten vazgeçmiyor. Yaygın olarak satılan geyik etlerinin tadına Hot Dog olarak bakabilirsiniz. Ayrıca insanlarla kolayca İngilizce konuşarak anlaşabiliyorsunuz. Fince ve İsveçce yaygın konuşulan dilleri ancak İngilizce konuştuğunuzda da kolaylıkla derdinizi anlıyorlar. 

İstanbul’dan bindiğimiz uçakla, yaklaşık 3 buçuk saat sonra ilk durağımız Helsinki’ye ulaştık. Bu arada uçak biletlerini erken almazsanız, özellikle yaz dönemine girildiğinde fiyatlar hayli yükseliyor. Kış dönemi; Kasım – Aralık ise uçak biletlerinin en uygun olduğu aylar. Tabii kışın gitmek isterseniz, eksi 15 derecelerdeki turistik gezinizi geçirmeniz gerekebilir. Örneğin, bir ay sonrası için fiyatlar bir hayli yüksek. Demem o ki, eğer aklınızda Finlandiya’yı görmek varsa erken hareket edin ve yaza alacağınız biletlerle kesinlikle bu ülkeyi görün!

Konaklama

Airbnb Konaklama

Konaklamada bir çok farklı seçenek mevcut. Airbnb’den ev kiralamak, otel, hostel rezervasyonu yaptırmak bir çok bütçeye farklı olanaklar sağlıyor. Eğer uygun fiyatlı kalayım, parayı dışarıda yiyeyim derseniz malum Finlandiya diğer Avrupa ülkeleri gibi Euro kullanıyor, hostellere ve Airbnb’ye bakmanızı tavsiye ederiz. Hosteller ve kiralık evler ortalama 300 lira civarında konaklama bulmanızı mümkün kılıyor.

Helsinki

Evet, artık gelelim Helsinki’nin kendisine. 

Havaalanından şehir merkezine gitmek için bir çok seçeneğiniz var, metro, otobüs gibi seçenekleri değerlendirebilecek iken shuttle seçeneğini de kullanabilirsiniz. Uçaktan inip, eşyalarımı otele bıraktıktan sonraki ilk işimiz Market Square’a gitmek oldu. Burası Helsinki’nin ana caddelerinden biri. Bu arada Helsinki doğa, upuzun ağaçlı yollar ve huzurun adresi diyebiliriz. Geniş caddeleri, mimari yapısı size kendinizi tam da Avrupa’da hissettiriyor.

Photo by Veikko Venemies on Unsplash

Ana caddelerden, park yürüyüşlerinden ve fotoğraflardan sonra ise rotayı Suomenlinna’ya çevirdim. Suomenlinna olarak bilinen ada Helsinki’nin başlıca turistik yerlerinden biri. Market Square’den bindiğim tekne ile 15 dakikada adaya ulaştım. Adada denizaltı kalıntıları, müzeler, köprü ve kale bulunuyor. Burada geçireceğiniz 2-3 saat ada için yeterli olacaktır. 

Gelelim Helsinki’nin en ünlü kilisesine. Temppeliaukio kilisesi kayanın oyulmasıyla yapılan bir kilise. Ve tek özelliği de bu değil tabi ki! Gün ışığının aydınlattığı kilisede, şekli bozulmayan kayaların bir özelliği daha var; akustiği! Akustiğinin güzelliğinden dolayı bu kilise ayrıca konser salonu olarak da kullanılıyormuş. Giriş saatlerini kontrol edip buraya girmenizi kesinlikle tavsiye ederiz. 

Lappeenranta

Ve Helsinki’den Lappeenranta şehrine geçme vakti. İnternetten aldığımız tren bileti ile sabah erken bir saatte uyanıp yola çıktık. Bu arada tren ile 3 saat süren bu yolculuğun biletini 30 euro’ya almanız mümkün. Ancak buradan Türkiye uçuşu bulmak çok zor, hatta yazın en yoğun zamanlarında bile uçak bulmanız pek mümkün olmuyor. Bu yüzden biz Lappeenranta’ya bir gece 2 günümüzü ayırmayı tercih ettik.

Photo by Tapio Haaja on Unsplash
Photo by Tapio Haaja on Unsplash

Helsinki gibi içimizi bir kez daha açan bir şehre hoş geldik! Yeşillik, doğa sanki Helsinki’den buraya kadar birbirini takip ediyor. Saimaa Kanalı çoğu turist gibi bizim de ilk durağım oldu. Bu huzurun içinde bir tekne turu yapmak olmaz mı? 2 saat süren bir tekne turu yaptık. Doğa severler için gerçekten çok güzel bir deneyim diyebiliriz. Sanki her şeyi unutup kendinizi yalnızca doğanın içerisinde bulunuyorsunuz.

Lappeenranta Fortress, evet Lappeenranta şehrindeki ikinci durağımız burası oldu. Merkezden yürüme mesafesinde olan bu caddede; restoranlarda, kafelerde oturup dinlenebilirsiniz. Yine aynı yerde bulunan sanat sergilerini ve müzeleri gezebilirsiniz. Günü bitirdikten sonra bu doğanın içinde güneşi dışarıda batırmanız şiddetle tavsiye edilir.

Ve daha önce hiç görmediğimiz türden bir parka gittik, Lappeenranta’ya. Burası ne mi? Burası büyükçe heykellerin bulunduğu bir park. Diğerlerinden farkı ise bu heykellerin kumdan olmasıydı. Heykellerin üzerinde o kadar fazla ayrıntı vardı ki, sanırım gözümüzü uzunca bir süre bunların kumdan nasıl yapıldığını algılamaya çalışmaktan alamadık. Sonuç olarak eğer bu şehre uğrarsanız, kesinlikle görmeden gitmemeniz gereken yerlerden biri burası. 

Hayatımıza yeni bir şehir eklemiş olmanın mutluluğuyla Helsinki’ye geri döndük. Eve dönüş vakti yaklaşmaya başladı. Zambaklar ülkesi Finlandiya, bulunduğumuz için memnun kaldığım bir ülke oldu. Bir haftanın her gününü doyasıya gezerek, doğayla iç içe geçirdik. Eğer huzurlu bir tatil geçirmek isterseniz doğanın ve yeşilin içinde size bu ülkeye mutlaka gitmenizi tavsiye ederiz.

    Yorum Yaz

    Mail adresiniz yayınlanmayacaktır.*